4 Kasım 2025'te New York City (NYC), kent siyasetinin yerleşik kodlarını sarsan tarihi bir seçim yaşadı. Demokrat aday Zohran Mamdani, kentin 111. Belediye Başkanı olarak seçildi. Bu zafer, Mamdani'nin sadece Cumhuriyetçi rakibi Curtis Sliwa'ya karşı değil, aynı zamanda Demokratik Parti ön seçiminde mağlup ettikten sonra bağımsız olarak yarışan eski vali Andrew Cuomo'ya karşı da elde ettiği belirleyici bir başarıydı. Zafer konuşmasında Mamdani, "Umut tiranlığa karşı kazandı. Umut, büyük paraya ve küçük fikirlere karşı kazandı," diyerek kampanyasının "eski" düzene karşı "yeni" bir siyaset anlayışını temsil ettiğini vurguladı. Gücü "çalışan insanlara" iade etme sözü vererek, "bu şehir size ait" dedi.
Bu seçimin tarihi niteliğine dair söylenecek çok şey var. Önümüzdeki aylar bunun tartışması ile geçecek. İlk tartışma seçmen davranışındaki radikal değişimle de ilgili. 1969'dan bu yana ilk kez 2 milyondan fazla seçmenin oy kullanmasıyla NYC, belediye seçimleri için tarihi bir katılım rekoruna tanıklık etti. Bu rekor katılım, özellikle erken oylama oranlarındaki rekor artışla ve önemli genç seçmen kaydı ile tetiklendi. Rakamların kırılımlarına bakıldığınca rekor katılımın, bir sonuç değil, zaferin meşruiyet mekanizmasının ta kendisi olduğu ortaya çıkıyor.
Zohran Mamdani'nin seçilmesi, New York tarihinde birçok ilki temsil ediyor: Mamdani 34 yaşında, kentin 1892'den beri seçilen en genç belediye başkanı. Aynı zamanda kentin ilk Müslüman, Güney Asyalı ve Uganda doğumlu belediye başkanı olarak tarihe geçti. Ancak, bu sembolik kırılmanın ötesinde, Mamdani'nin zafer konuşmasında NYC'nin efsanevi belediye başkanı Fiorello La Guardia'ya atıfta bulunarak La Guardia'dan bu yana en agresif “karşılanabilirlik” gündemini vaat etmesi, bu seçimin bilinçli bir ideolojik yönelime işaret ettiğini gösteriyor. Bu referans, retorik bir süslemeden ziyade, Mamdani'nin "Demokratik Sosyalist" gündemi, rakiplerinin ama özellikle de Trump’ın, iddia ettiği gibi New York'a "yabancı" veya "komünist" bir ideoloji olarak değil, New York'un kendi otantik ilerici geleneğinin bir devamı olarak çerçeveleme girişimi olarak anlaşılmalı. La Guardia'nın da kendi döneminde "radikal" olarak görüldüğü gerçeğinden yola çıkarak, Mamdani kendi politikalarını kentin en parlak dönemini başlatan politikaların bir devamı olarak meşrulaştırma çabası dikkat çekici.
Zohran Mamdani Kimdir?
Zohran Kwame Mamdani, 18 Ekim 1991'de Uganda'nın Kampala kentinde doğmuş. Ailesi, entelektüel ve sanatsal bir çevreye mensup: Babası Hint kökenli, uluslararası alanda tanınan akademisyen Mahmood Mamdani, annesi ise ödüllü film yapımcısı Mira Nair. New York City'de büyüyen Mamdani, Bowdoin College'dan mezun olmuş ve bundan sadece 7 yıl önce, 2018 yılında ABD vatandaşı olmuş. Elbette ki bambaşka bağlamlar ama yine de çarpıcılığının daya iyi anlaşılması için Suriye’den gelip Türkiye’de eğitim gören birinin yakın zamanda vatandaşlık alıp Ankara belediye başkanı olması olarak tercüme edilebilir… Kulağa nasıl geliyor?
Mamdani'nin kariyer yolu, geleneksel bir siyasetçiden çok farklı, siyasete atılmadan önce, Queens'te konut danışmanı olarak çalışmış, özellikle haciz önleme üzerine yoğunlaşarak ailelerin evden çıkarılmasını engelleme çalışmalarına katılmış. Bu deneyim, onun siyasi kariyerinin temelini oluşturmuş. Bugün barınma hakkının seçim kampanyasının kilit taşı olması bu deneyimine bağlı denebilir. Ana politikalarının "karşılanabilirlik" ve "kira dondurma" ekseninde şekillenmesi bunun sonucu. Siyasi yaklaşımını soyut bir ideolojiden ziyade, sahada karşılaşılan gerçek sorunlara (hacze ve evden çıkarmayla mücadele) dayalı bir aktivist yaklaşımı olarak sunmuş ve bu durum, ona rakiplerinin sokakta sahip olmadığı bir kredi açmış ve özgünlük sağlamış görünüyor.
Mamdani, ABD'nin en büyük sosyalist örgütü olan "Democratic Socialists of America" (DSA) üyesi ve kendisini açıkça "Demokratik Sosyalist" olarak tanımlıyor. Bu tanımlama, sosyalist ya da komünist sıfatının orta sınıf beyaz Amerikalılar arasında bir hakaret olarak algılandığı notuyla birlikte okunmalı ki kendisi de zafer konuşmasında bu çarpık algıya göndermeyle “ben müslümanım, demokratik sosyalistim ve daha da beteri bunlar için özür dilemeyi reddediyorum” dedi.
2021'de New York Eyalet Meclisi'ne seçilen Mamdani, Queens'in 36. Bölgesi'ni (Astoria) temsil etmeye başlamış ve bugünkü haciz karşıtı destek programının ve ücretsiz ulaşım vaadinin temellerini taksi şoförlerinin borçlarının yapılandırılması için yapılan açlık grevine katılarak ve ücretsiz otobüs pilot programının başlatılmasına yardımcı olarak atmış.
Öncelikler Devrimi: Karşılanabilirlik
New York’ta 2025 seçimleri, ezici bir şekilde ekonomik kaygılar ve yaşam maliyeti tartışması etrafında şekillenmiş. Mamdani kampanyasında, geleneksel olarak NYC belediye başkanlığı seçimlerini belirleyen "kamu güvenliği" veya "suç" gibi konuları, ikinci plana düşürmeyi başarmış. Türkiye’ye zamanında boşuna “küçük amerika” demiyorlarmış, bu durum tam da “halkın gerçek gündemi” bağlamında tartışadurduğumuza denk düşüyor, değil mi?
Anketlere göre, New York City seçmenleri için spesifik olarak "konut maliyeti" en önemli sorun olarak ortaya çıkmış görünüyor. Mamdani'nin kampanyası, bu kaygıyı merkeze alarak “hayat bu kadar zor olmak zorunda değil” sloganıyla seçmenlerin ekonomik sıkıntılarına doğrudan hitap etmiş. Mamdani’nin zaferi, kentin siyasi ağırlık merkezinin, düzensizlik korkusundan ziyade ekonomik güvencesizlik kaygısına kaydığının ampirik bir kanıtı gibi.
Siyasi Boşluk ve "Eski Düzen"in Çöküşü
Seçim, mevcut Belediye Başkanı Eric Adams'ın siyasi düşüşüyle tanımlanabilecek bir siyasi boşlukta gerçekleşti. Adams, 2024'te içinde Türkiye’nin de adının geçtiği federal bir yolsuzluk soruşturmasıyla karşı karşıya kalmış ve siyasi olarak zayıflamıştı. Her ne kadar (Trump yönetimi altındaki) Adalet Bakanlığı daha sonra bu suçlamaları düşürse de, Adams, Eylül 2025'te seçim kampanyasından çekildiğini açıklamak durumunda kalmıştı.
Bu boşluk, 2021'de cinsel taciz iddiaları nedeniyle valilikten istifa etmiş olan eski Vali Andrew Cuomo'nun siyasi bir "geri dönüş" araması için bir fırsat yaratmışsa da sonuca bakıldığında Cuomo’nun bu arayışının aslen Mamdani için bir fırsat doğurduğunu söylemek gerek.
New York seçimi, iki aday arasında bir seçimden ziyade, hem Eric Adams hem de Andrew Cuomo tarafından temsil edilen tüm "eski düzen" siyasi sınıfına karşı bir referanduma dönüşmüş ve Mamdani ilk zaferini bu referandumda kazanmış. Cuomo, kampanyaya "establishment" (düzen) adayı, eski düzenin temsilcisi olarak girdi. Zengin bağışçılar ve şirketler tarafından desteklendi. Mamdani ise, "umut", "yeni fikirler", "taban hareketi" ve "değişim" üzerine kurulu bir kampanya yürüttü. Seçim, "skandal bulaşmış, kirlenmiş eski düzen" ile "radikal ama iyimser gelecek" arasında net bir zıtlığa dönüştü. Mamdani zafer konuşmasında "siyasi bir hanedanı devirdik" diyerek, seçmenlerin "establishment"ın başarısızlıklarına karşı tepkisinin seçim sonucundaki belirleyiciliğini teyit etti.
Bir Seçim "Nasıl" Kazanılır?
Mamdani'nin zaferi, iki aşamalı bir siyasi başarı. İlk aşama, Haziran 2025'teki Demokratik Parti ön seçiminde yaşandı. Mamdani, anketlerde açık ara favori olan Andrew Cuomo'ya karşı büyük bir sürpriz yaparak kazandı. Oylamanın son turunda Mamdani %56.39 (573.169 oy) alırken, Cuomo %43.61 (443.229 oy) aldı ve Mamdani Demokrat Parti’nin adayı oldu. Mamdani o günden sonra hem Trump’un hem de dünyanın ilgisini üzerinde toplamaya başladı.
Mamdani, ön seçim yenilgisinden sonra bağımsız olarak aday olmaya karar veren Cuomo’yu 4 Kasım'daki seçimde ikinci kez yendi. Bütün dünyada yankı uyandıran seçim sonuçları şöyle oldu:
- Zohran Mamdani (Demokrat/WFP): %50.4 (1.036.051 oy)
- Andrew Cuomo (Bağımsız): %41.6 (854.995 oy)
- Curtis Sliwa (Cumhuriyetçi): %7.1 (146.137 oy).6
Mamdani'nin bu zaferinin motoru, "yeni kent koalisyonu" olarak adlandırılabilecek, genç ve beyaz olmayan seçmen katılımındaki patlamaydı. Analizlere göre, 18-29 yaş arası seçmenlerin katılım oranı %19 olarak gerçekleşti; bu oran bize düşük görünse de, NYC belediye seçimleri için tarihi bir rakam sayılıyor. 2013'te bu oranın sadece %8 olduğu düşünüldüğünde bu tanımlama haksız sayılmaz. Bu genç seçmenler, Mamdani'nin en güçlü destekçi kitlesi oldu. Seçim sonuçlarına bakıldığında 18-29 yaş arası gençlerin %78'inin Mamdani'ye oy verdiği, buna karşın Cuomo'yu tercih edenlerin oranının sadece %18'’de kaldığı görülüyor.
Aşağıda, AI desteği ile hazırlanmış tablo, bu “yeni kent koalisyonu”nun genel seçimdeki belirleyici rolünü özetliyor:
2025 New York City Belediye Başkanlığı Seçimi Analizi
|
Metrik
|
Değer
|
|
Genel Oy Oranı (Mamdani)
|
%50.4
|
|
Genel Oy Oranı (Cuomo)
|
%41.6
|
|
Toplam Seçmen Katılımı
|
2.037.183+
|
|
Katılım Bağlamı
|
1969'dan beri en yüksek
|
|
Genç (18-29) Katılım Oranı
|
%19
|
|
Genç Katılım Bağlamı
|
Belediye seçimi için tarihi yüksek (2013: %8)
|
|
Genç (18-29) Oy Tercihi (Mamdani)
|
%78
|
|
Genç (18-29) Oy Tercihi (Cuomo)
|
%18
|
|
Mamdani Desteği (Siyahi Gençler)
|
%84
|
|
Mamdani Desteği (Latin Gençler)
|
%86
|
|
Anahtar Demografik Değişim
|
Ön seçimde Cuomo'nun kazandığı (25/33) Siyahi mahallelerin tamamının genel seçimde Mamdani'ye geçmesi
|
Mamdani'nin Kampanya Mekaniği: Dijital-İlk ve Analog-Son:
Mamdani'yi zafere taşıyan bu koalisyon elbette tesadüfen oluşmadı; bu, "Dijital Seferberlik + Analog Doygunluk" olarak tanımlanabilecek yeni bir siyasi örgütlenme modelinin sonucuydu.
Mamdani'nin kampanyası, New York tarihindeki "ilk gerçek 'dijital-ilk' büyük kampanya" olarak tanımlanıyor. TikTok ve Instagram gibi sosyal medya platformları, sadece reklam için değil, birer örgütlenme aracı olarak kullanıldı. "Halalflation" veya New York Maratonu'nu koşarken kira fiyatları hakkında konuşması gibi viral içerikler, genç seçmenlere ulaşmış ve onları devasa bir gönüllü ağına dönüştürmüş. Kampanya ofisinden yapılan açıklamada bu gönüllü ağının 100.000 kişiye ulaştığı belirtiliyor. Geleneksel "düzen" adaylarının aksine, Mamdani'nin kampanyası büyük bağışçılara değil, "100 dolar altı" küçük bağışlara ve büyük bir gönüllü ordusuna dayandı.
Bütün bunlara ek olarak Mamdani’nin, Demokratik Parti'nin sol kanadını temsil eden "Working Families Party" (WFP) ve "Democratic Socialists of America" (DSA) tarafından güçlü bir şekilde desteklenmiş olması konvansiyonel siyaset alanından da güçlü bir destek sayılmalı. WFP’nin, Mamdani'yi ulusal işçi sınıfı dalgasının en önemli örneği olarak gördüğünü ilan etmiş olması, bu anlamda dikkate değer.
Mamdani'nin İnsan Hakları Gündemi
Gelelim Mamdani'nin bu zaferini benim açımdan en dikkat çekici yanına. Mamdani’nin kampanyasının bence en çarpıcı yönü, kentsel hizmetleri "meta" olmaktan çıkarıp "kamu hizmeti" ve "hak" olarak yeniden tanımlama sürecinde kullandığı insan hakları dili. Bu, her ne kadar onun sosyalist ideolojisinin pratik yansıması gibi anlaşılsa da detaylara bakıldığında Mamdani’nin kampanyası küresel örnekleri gün geçtikçe yaygınlaşan "İnsan Hakları Kenti" modelinin adı konmamış bir uygulaması. "Karşılanabilirlik" başlığı altında ortaya koyduğu tüm vaatler ve projelerin temel insan hakları olan sağlık, barınma, gıda, güvenlik, eğitim ve ulaşım haklarını temel alması tesadüf olmasa gerek. Yerel yönetimin varlık sebebini o kentte yaşayan (yurttaş olsun ya da olmasın) herkesin insan haklarını gözetmek ve gereklerini yerine getirmek olarak görerek örgütlenen kentler olarak tanımlayabileceğim insan hakları kenti hareketi için New York, önümüzdeki dönemin parlayan örneği olacak gibi görünüyor.
Bu bağlamda,
- kentteki yaklaşık 1 milyon daire için kira dondurma uygulaması,
- kentin kamu destekli, "karşılanabilir" ve sendikalı işçilerle inşa edilen konut üretimini üç katına çıkararak 10 yılda 200.000 yeni birim inşa etme sözü,
- yüksek gıda fiyatlarıyla mücadele etmek için, her bölgede bir adet olmak üzere, kâr amacı gütmeyen, kira veya emlak vergisi ödemeyecek belediye marketleri açma vaadi,
- otobüslerden başlayarak toplu taşımayı kalıcı olarak ücretsiz hale getirme vaadi,
- ücretsiz kreş vaadi,
- asgari ücretin 2030'a kadar 30 dolara çıkarılması vaadi
gibi vaadlerini yakinen takip edeceğiz.
Yine de konvasiyonel sayılabilecek bu vaadlerin yanı sıra, Mamdani’nin New York’u göçmenler için “sığınak kent” ilan etmesi ve Federal saldırılara (aslında Trump’a) karşı göçmenleri savunma vaadi ile polisin çalışma alanını daraltıp kamu güvenliğini kentsel iyilik hali olarak ele alan halk sağlığı ve sosyal hizmet temelli yaklaşımı esas alacağını ilan eden tutumu ise insan hakları savunucuları için bir kamu görevlisinden duymayı hayal dahi edemeyeceği cinsten.
Mamdani'nin zaferi, ABD'deki ilerici hareket ve Demokratik Parti için ulusal düzeyde yankı buldu elbette. Bu zaferin, Demokratik Parti içi, ABD içi ve küresel yansımaları olacak. Önümüzdeki dönemde bunlar yoğun olarak tartışılacak. Biz de Solfasol olarak bu tartışmaları izlemeye, sizler için derlemeye ve tartışmaya devam edeceğiz.
Ezcümle Mamdani’nin zaferi bağlamında bugün bizim için temel soru şu: İlerici bir "insan hakları kenti" gündemi, çatışan bir ulusal (hatta küresel) gündeme ve sermaye güçlerine rağmen uygulanabilir mi? Açık ki, Mamdani’nin NYC'deki performansı, Amerikan ve dünya solunun gelecek on yıllardaki stratejisini belirleyecek.
Yorumlar (0)