Köpek eğitmenleri arasında son zamanlarda giderek alevlenen "hangi yöntem daha başarılı?" tartışması, aslında eksik olduğu kadar kavramsal olarak da hatalı bir zeminde yürütülüyor. Cevap esasen çok net: Evet, her iki yöntemle de —hem klasik hem pozitif— köpeğe belirli davranışları öğretmek ve eğitimde nihai bir sonuca ulaşmak mümkündür. Ancak bu iki ekol arasındaki temel fark başarının kendisinde değil; öğretim yönteminde, eğitmenin köpeğin bilişsel kapasitesini ele alış biçiminde ve kurulan neden-sonuç ilişkisinin niteliğinde yatar.
Mekanik İtaat mi, Bilişsel Farkındalık mı?
İtaatkar hale getirilmiş bir köpeğin eğitiminde, mekanik sınırların çoğu zaman görmezden gelindiğini fark ederiz. Klasik eğitim ekolü için başarının birincil ölçütü, komutun ardından gelen "fiziksel sonuç"tur. Köpek oturmuşsa ve denileni muntazam bir şekilde yerine getirmişse, o eylem başarılı kabul edilir. Bu modelde, köpeğin neden oturduğuna dair bir farkındalık geliştirmesi öncelik değildir.
Klasik yöntemde kullanılan boğma tasmayı ele alalım; buradaki hedef köpeğin çekiştirmemesidir. Köpek bu süreçte, "hızlı yürürsem bir güç beni boğuyor" bilgisini alır. Ancak bu baskıyı kayışı tutan elin mi yoksa kayışın kendisinin mi yaptığını her zaman anlamlandıramaz. Sonuçta ya canı yandığı için mecburiyetten çekiştirmeyi bırakır ya da bazen boğulma pahasına buna devam eder. Buradaki "başarı", köpeğin kurduğu bir neden-sonuç ilişkisinden ziyade, fiziksel bir acıya verdiği fizyolojik bir tepkidir. İnsan merkezli değerlendirdiğimizde bu durum; bireyin toplumsal kuralları içselleştirmeden, sadece "ceza korkusuyla" sisteme eklemlenmesine benzer. Ortada bilişsel bir gelişim değil, cezaya verilen savunmacı bir tepki vardır.
Pozitif Model: Köpeği "Özne" Yapmak
Öte yandan, pozitif eğitimde köpeğin sürece bilişsel bir farkındalıkla katılması eğitimin ilk şartıdır. Yürüyüş hedefi üzerinden gidersek; pozitif eğitimde köpek yine bir neden-sonuç ilişkisi kurar ancak bu süreçte fiziksel bir hasar almaz. Örneğin; göğüs tasmasıyla yürüyen bir köpek kayışı gerdiğinde, eğitmen durup bekler. Kayış gevşediği an yürüyüş devam eder. Burada köpek şu çıkarımı yapar: “Kayış gerginse ilerleyemiyoruz, kayış gevşekse geziyoruz.” Köpek, boğazının sıkılması korkusuyla değil; "beklemeyelim, gezelim" motivasyonuyla hızını insanın temposuna uydurmaya başlar.
Bu modelde köpek, kendi davranışı ile çevresindeki değişim arasındaki bağı bizzat kurarak güçlü bir mantık zinciri inşa eder. Böylece istenilen bir davranışı kuru bir ezber olarak değil, istediği sonuca ulaşmasını sağlayan stratejik bir "çözüm anahtarı" gibi kullanmaya başlar. Nöro-psikolog Dr. Melanie Uhde’nin çalışmalarında vurgulanan veriler, bu farkındalığın köpek beynindeki Prefrontal Korteks'i (karar verme merkezi) nasıl aktif tuttuğunu kanıtlamaktadır. Klasik eğitimde köpek edilgen bir "nesne" konumunda, insanın bir gölgesiyken; pozitif eğitimde yaratıcılığı ve neden-sonuç ilişkisi kurma yetisi tetiklenen bir "özne" haline gelir.
Yaşam Alanında Eğitim: İktidarın Tahkimine Karşı Bilimsel İş Birliği
Pozitif köpek eğitmenleri olarak kendimizi klasik baskıcı yaklaşımlardan sadece bir "merhamet" duygusuyla ayırmıyoruz. Biz bu ayrımı, canlının zihinsel kapasitesine duyduğumuz profesyonel saygıyla yapıyoruz. Eğitimi dört duvar arasındaki mekanik kamplara hapsetmek isteyen, "evde eğitim mi olur?" diyerek pazar kaygısıyla pozitif yaklaşıma saldıranların aksine; gerçek öğrenmenin yaşamın sürdüğü yerde, yani evde ve sokakta gerçekleştiğini biliyoruz. Yaşam hakkını savunmak, sadece köpeğin hayatta kalmasını sağlamak değil; onun dünyayı anlama, neden-sonuç ilişkisi kurma ve sosyal bir uyumla "istekli" bir şekilde yanımızda olma hakkını savunmaktır.
Turid Rugaas’ın mirası olan "Sakinleştirici Sinyaller" —köpeklerin stresi yönetmek ve çatışmayı önlemek için kullandığı beden dili— bu iletişimin temelidir. Rugaas'ın bu evrensel dilini okuyabilen bir eğitmen modeli, köpeğin beynindeki öğrenme kapılarını zorlayarak değil, anahtarı köpeğe bizzat teslim ederek kendisine açtırır.
Sonuç olarak; Bizim tercihimiz; potansiyelini gören, farkındalığı yüksek, zihni özgür ve sizinle "anlaşarak" yaşayan köpeklerden yanadır. Bizler, ortak hayatı kolaylaştıran bilinçli bir iş birliğini; insan odaklı ve etik sınırları doğru çizilmiş bir sorumluluk olarak görüyoruz.
Yorumlar (0)