Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

YASA(K) NE AYOL?

“İnsanlar hayvanlara vahşice davrandıklarında, hiçbir demokrasi biçimi onlara yardımcı olmaz, hayvanları hapsederseniz masum insanları da hapsetmeye başlarsınız, hayvanları aç bırakırsanız insanları da aç bırakmaya başlarsınız. Hayvanların başına ne geliyorsa insanların başına da o gelir. Birbirinden ayrılmaz.” OLGA TOKARCZUK

YASA(K) NE AYOL?

Katliam Yasası ile hayvanların nefesine çöken iktidar ve sözde muhalefet onlara yaşanacak bir toprak parçası, nefes alabilecekleri ufacık bir gökyüzü parçası bırakmadı. Bir yıldır, yoldaşlarımız olan hayvanlar türlü işkencelerle toplatıldı, öldürüldü. 14-15 yıldır mahalleli olan, bazı komşularımızdan daha uzun yıllardır mahallede yaşayan, mahallenin her deliğini gediğini bilen köpekler boğma aparatlarıyla, anestezik maddelerle hiçliğe götürüldü. Bazıları canlı canlı gömüldü, bazıları barınaklarda açlığa mahkum edildi. Barınaklara ziyaretleri yasakladılar, çünkü içerdeki işkenceleri görmemizi, insanların görmesini istemediler.

Ve “gurur kaynağı” olarak Ankara, toplamada birinciliği kaptı. Adaleti arayan CHP'li Büyükşehir Belediyesi, hayvanlar için adaletsizliğin timsali oldu. Mansur Yavaş ve diğer bütün belediyeler hayvanları o berbat barınaklara tıkmak için adeta yarıştı. Sonuçta zaten az bir ömrü kalan köpeklerimiz iyi bir ölüm dahi görmediler. Çeşitli işkencelerle, son nefeslerini korkarak verdiler.

Şimdi ise, 06.11.2025 tarihinde yapılan toplantıyla beraber besleme yasağı getirdiler. Nazi dönemi Almanyası gibi, Filistin’i işgal eden İsrail gibi hayvanların evlerini, sokaklarını, özgürlüklerini almaları yetmedi, yedikleri iki lokma yemeğe göz diktiler. Kamusal alanda köpekleri beslemeyi yasakladılar. Bu kararın alındığı toplantıya da “İl Hayvanları Koruma Kurulu Toplantısı” adını verdiler.

Koca koca adamlar utanmadan sıkılmadan köpeklerin yemeğine göz dikip hijyeni bahane ettiler. Başta Ankara Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü olmak üzere, belediye veteriner hekimleri bu karara imza attılar, şerh düşmediler. Bir veteriner hayvanları öldüren bir sonuca imza atıyorsa meslekten men edilmemeli mi? Bir doktor düşünün, yaşlı ya da hasta ya da başka bir sebepten bir insanın beslenmesinin engellenmesini isterse bu mesleğine ihanet değil midir?

Hijyen konusu ise ayrı bir muamma. Sokaklara tüküren, kusan insanlar, çöplerini yere atan, güzelim parkları bahçeleri çekirdek kabuklarıyla dolduran insanlar varken köpeklere verilen 2 avuç mama mı hijyeni bozdu?

Bunların hepsinin amacını biliyoruz. Şiddeti meşrulaştırmanın en kolay yolunu buldular. Sokaklar mafyalarla kuşatılırken köpekleri düşmanlaştırıp önce onlar üzerinde “bir grubu hedef haline getirmeyi” başardılar. Sıra diğer “ötekiler”de. 11.yargı paketiyle beraber LGBTİ+'lara ve sanatta despotlaşmaya doğru yol alındığını görüyoruz. Bir grubu hedef haline getir ve linçle. Biz bu katliamı Madımak’tan biliyoruz, biz bu katliamı Taksim’den biliyoruz, biz bu katliamı 10 Ekim’den biliyoruz. Biz bu katliamları hep gördük, yaşadık.

Ulucanlar nasıl müze olduysa, Diyarbakır cezaevi nasıl müze olduysa; barınaklarınız da bir gün müze olacak. Toplama kampları nasıl utançla anılıyorsa bu yaptıklarınız utançla anılacak.

Biz tarihin doğru yerinde duranlar olarak hayvanları sokaklarda özgürce yaşatmaya, yemeğimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Bu yasaklara boyun eğmeyeceğiz. Yasanızı da yasaklarınızı da alın başınıza çalın. Bir gün elbet öldürülen her bir hayvanın hesabını da soracağız. Arya Stark gibi sayıklıyoruz isimlerinizi.

Ve son olarak da hak mücadelesi içinde yer alan yoldaşlarımıza sesleniyorum:

Hayvanlar, hak mücadelesi içinde olanlar için bile “öteki” Ama şunu tekrar hatırlatmakta yarar var: “Hayvanlara ne oluyorsa insanlara da olur!” Şimdi görmezden geldiğiniz ne varsa bir gün sizin başınıza da gelir.

Ya da, Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış