Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Ayaş’ta İnsanlar, Hayvanlar, Tarlalar ve Meyve Bahçeleri Toz Altında!

Angora keçilerinin inatla yaşamını sürdüğü Ayaş'ın Oltan köyünün hakim tepesinde uzun yıllardır faaliyetini sürdüren Söğüt İnşaat’a ait taş ocağının verdiği zararları yerinde görmek ve köylüden bizzat öğrenmek üzere bölgede yaptığımız görüşme ve incelemeler sonucunda durumun vahametini bizzat yerinde tespit ettik. Köy merkezine bir kilometre, köyün dış mahallesine iki yüz metre mesafesi nedeniyle atılan patlayıcılardan yarılan evleri nedeniyle mağdur olduğunu söyleyen köylüler, köyün içinden sürekli geçen kamyonların tozu, gürültüsü ve kaza tehlikesi nedeniyle de stres altında olduklarını ifade ediyorlar.

Ayaş’ta İnsanlar, Hayvanlar, Tarlalar ve Meyve Bahçeleri Toz Altında!

Her ilçede her köyde hızla çoğalan taş ocakları bölgenin doğasına, tarımına, köylünün üretimine adeta hançer gibi saplanıyor. İnşaat furyasının artan devasa hammadde ihtiyacı on binlerce taş, kil, kum ve benzeri malzemeleri üretecek taş ocakları mantar gibi her coğrafyada ortaya çıkmasına neden oluyor. Kontrolsüzce gelişigüzel verilen izinlerle dağların, tepelerin dinamitlenerek yok edilmesi, Ankara’nın meyve ve bakliyat deposu Ayaş’ta da coğrafyanın geri dönüşsüz olarak değişimine yol açıyor.

Özellikle son on yılda madencilik lehine yapılan kanuni düzenlemeler ve teşvikler ekolojik tahribatın önünü açan en önemli faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.Buna önemli bir örnek olarak Ayaş’a bağlı Oltan köyünde faaliyet gösteren taş ocağını görmekteyiz.

Ayaş’ta İnsanlar, Hayvanlar, Tarlalar ve Meyve Bahçeleri Toz Altında!

Oltan Köyü önemli bir nüfus ve üretimi olan, büyükşehir yasasıyla mahalle yapılana kadar bucak belediyesine sahip olmuş bir yerleşimdir. Anadolu’nun nüfusu ve dolayısıyla tarımsal üretimi hızla azalan köylerine kıyasla faal ve çalışkan köylüsü ile ciddi miktarda tarım ve hayvancılık faaliyetleri olan örnek bir köydür Oltan.

80 bin dönüm tarlası, 10 bin dönüm sulanan arazisinde buğdaydan pancara, sebzeden meyveye geniş bir üretim portföyüne sahiptir. 3200 sığır, 33 bin koyun ve keçisiyle de Ayaş’ın et ve süt üretiminde bereketli köylerinin başında gelmektedir. Ayrıca soyu tükenmekte olan ama geçmişte tüylerinden dünyaca ünlü sof kumaşının yapıldığı Angora keçilerinin inatla yaşamını sürdüğü bir köy olma özelliğine de sahip Oltan köyü.

Oltan Köyü Söğüt İnşaat’a adeta teslim edilmiş!

Köyün hakim tepesinde uzun yıllardır faaliyetini sürdüren Söğüt İnşaat’a ait taş ocağının verdiği zararları yerinde görmek ve köylüden bizzat öğrenmek üzere bölgede yaptığımız görüşme ve incelemeler sonucunda durumun vahametini bizzat yerinde tespit ettik. Köy merkezine bir kilometre, köyün dış mahallesine iki yüz metre mesafesi nedeniyle atılan patlayıcılardan yarılan evleri nedeniyle mağdur olduğunu söyleyen köylüler, köyün içinden sürekli geçen kamyonların tozu, gürültüsü ve kaza tehlikesi nedeniyle de stres altında olduklarını ifade ediyorlar.

Köyün iki kahvesinde de aynı şikayetler söz konusuydu. Şirketin yükümlülüklerine uymadığını, köyün ve tarlaların yoğun toz bulutu nedeniyle zarar gördüğünü, tarla ve bostanların toz içinde kaldığını, meyve ağaçlarının çiçek ve yapraklarının toz yüzünden kuruduklarını söylediler.

Hayvanlarının da bu durumdan nasibini aldıklarını anlattılar. Sabaha kadar çöken tozlar hayvanların üstünde biriktiğini, sabah saatlerinde oluşan nemle birlikte çamura dönüştüğünü ve bunun da hayvana zarar verdiğinden dert yandılar.Hayvanların otladıkları meraların da zarar görmesi üretime vurulan başka bir baltaydı.

Köylülerin taş ocağının açılmasında haberleri olmadıklarını öğrendik, söylentiye göre şirket eski muhtarlar ile yakın temasa geçmiş ve ocağın açılması için bazı kolaylıklar sağlamışlardı.

Uzun yıllar boyunca taş ocağı rahatça çalışma imkânı bulmuş.Dolayısıyla herhangi bir tedbire de ihtiyaç duymamış. Geçmiş yıllarda kamyonların tozundan şikayet eden yaşlı bir köylünün ayağından kurşunlanmasına varacak olaylara sahne olmuştu, Oltan köyü.

Geçen sene yapılan yerel seçimlerinde yeni muhtar seçilen Satılmış Göçmen ile yaptığımız röportaj ile Oltan köyünün taş ocağı nedeniyle uğradığı zararları ayrıntılarıyla öğrendik.

Köyün artan su ihtiyacını gidermekte zorlandığı bir dönemde ocakta yapılan patlatmaların yeraltı sularını aşağı çektiğini ve köye o dağdan gelen su kaynaklarının yıllar önce kuruduğundan yakındı, muhtar.

Ocağa çok yakın yerleşim yerleri ve hayvan barınakları olduğunu yerinde gösteren muhtar şirketin kapasite artışı için başvuru yaptığını, üretimini 4 katına yani 1 milyon tona çıkarması halinde başta bu yerleşimler olmak üzere tüm köyün ve üretimin tehlikeye gireceğini söyledi.

Hukuki süreci başlattıklarını anlatan muhtar, 23 Ekim günü proje kapsamında köyde halkın katılımı toplantısı yapılacağını ifade etti.

Ayaş Belediyesi Taş Ocağının Kapasite Artışına Onay Vermiş!

Bu süreçte ve gelecekte olası zarar veya kazalar dahilinde Ayaş Belediyesinin nasıl tavır alacağı merak konusu. Zira geçtiğimiz sene belediyenin kapasite artış projesine onay verdiğini görmekteyiz. Taş ocağının sahibi olan Söğüt İnşaat’ın başvuru dosyasını incelediğimiz zaman tehlikenin boyutlarının bununla da kalmayacağını gördük.

2011 yılında küçük işletme görüntüsüyle ÇED denetiminden kaçmak için 25 hektarın altında işletme izni alan şirket, bugün sahasını 42,28 hektara ve üretimini 250 bin tondan 1 milyon tona çıkartmayı hedefliyor.

Şirket, sahasının tamamına yakını orman ve bir kısmı da tarım arazisinden oluştuğunu ve ilgili kurumlardan gerekli izinleri alacağını beyan ediyor. Yine aynı dosyadan proje sahası içinde yaşayan 157 tür bitki olduğunu görüyoruz. Ne yazık ki 11 tanesinin endemik tür ve acil koruma altında olduğu anlaşılıyor.

Bölgenin zengin bozkır ve orman coğrafyası içinde 21 tür sürüngen ve kurbağa barınıyor ve tabii ki bunların da türleri koruma altında.Proje sahası içinde ve yakın çevresinde akbabadan kartala, bülbülden üveyike kadar 80’den fazla kuş türü de yaşıyor. Tamamı uluslararası anlaşmalarla koruma altında bulunuyor. 

Bu zengin coğrafyada yaşama şansı bulmuş 35 nadide memeli türünün de yaşamları diğerleri gibi tehdit altında. Vaşak, kurt, gelincik, çakal gibi yırtıcılar ve nadir yarasa türlerinin korunmaları için alınması zorunlu tedbirlerin ise kâğıt üstünde kaldığı ortada.

Ocak kapasite artışını onaylattığı takdirde patlayan dinamitler, ses dalgaları ve artan toz bulutlarıyla geniş bir alanda etkisini gösterecektir. Pek çok bitki türü yaşama yenik düşecek, vahşi hayvanlar için de geniş bir habitat kaybı olacaktır. 

Peki, zengin doğasıyla nadide türleri barındıran ve 1.600 nüfuslu bir köyün de içinde olduğu bölgede taş ocağını rahatça çalıştırabilen, bununla da kalmayıp 4 kat büyütme hedefi bulunan Söğüt İnşaat kimdir, biraz da onu inceleyelim.

 ———- —————- ——————- ————-

Kimdir bu Söğüt İnşaat?

Gökçek’in para kasası olarak medyada yer bulan Mustafa Akay hakkında çok bilgi yok ancak dolmuş şoförü ilen Gökçek ile tanışması sonrası ticarete atıldığı ve hızla büyüdüğü anlaşılıyor. Esenboğa Havalanı taşımacılığını da bir dönem üstlenen şirket Gökçek döneminde usulsüz emsal artışlarıyla devasa rezidans ve AVM’ler yaptığı ve kendisine verilen 8 ihalenin toplamının 1,5 milyar dolar olduğu da iddialar arasında.

Kesikköprü Barajından kente su iletim ihalesini alan Söğüt inşaatın ismi, geçtiğimiz haftalarda iki kez patlayan boruların yenilenmesi ve bu süre içerisinde Ankara’nın sularının kesilmesiyle tekrar gündeme gelmişti.

Ankara Büyükşehir Belediye meclisinde grup başkan vekilliği de yapmış olan eski İYİ Partili yeni CHP milletvekili Adnan Beker’in, Mustafa Akay’ın babasının cenazesine Gökçek ile birlikte katıldığı da objektiflere yansıdı.

Söğüt İnşaat’ın adını 2023 yılında hiç vergi vermeyen inşaat şirketleri arasında görüyoruz. Ancak, şirket Gökçek sonrası sanıldığı gibi bir durgunluğa girmemiş aksine ABB’den milyonlarca liralık asfalt almış üzere pek çok alanda faaliyetlerini sürdürüyor.

Sonuç olarak ülkenin pek çok yerinde olduğu gibi Ankara da inşaat sektörünün egemenliği altında ve rant odaklarının kenti hızla asfalt ve betona dayalı gelişme modelinin sancılarını çekiyor.

Bizler yaşam alanlarımızı betona gömerken, kırsalı da buna bağlı talana daha çok maruz bırakmaya devam ediyoruz. Rezidans, AVM ve araba fetişizminin, popüler kültürdeki baskın etkisi güçlendikçe, yaşam alanlarını korumak için çabalayan köylülerin işleri daha da çıkmaza giriyor. Depremde veya pandemide sığınacak bir köy veya yeşil alan bırakmamacasına talan ediliyor hızla bütün coğrafya. Bu gidişata dur diyenlerin kolektif direnişleri ve tükenmeyen inançlarının galip gelmesi umuduyla…

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış