Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Bir Bellek Çalışması: Çağrımız Dost İçin!

Ankara’nın kültürel haritasını çıkarırken hangi sokaktan yürürseniz yürüyün, yol mutlaka Dost Kitabevi’ne çıkar. Ankara’da geçen öğrencilik zamanlarından hatıra bir kitabın arasındaki Dost ayracında, Tunalı’daki vitrinin önünde çekilmiş bir fotoğrafta, alınan ilk plakta, yıllarca evin duvarını süslemiş o posterde, reprodüksiyonda, zorunlu seçmeli dersin kaynak kitabının logosunda, künyesinde… Dost, yalnızca bir kitabevi olmadı hiç; başlı başına hafızanın kendisi oldu.

Bir Bellek Çalışması: Çağrımız Dost İçin!

Şimdi bir Ankaralı yayıncı, okur ve belgeselci olarak yıllardır şehrin belleğini şekillendirmiş bu kitabevinin, yayınevinin ve dağıtım şirketinin hikâyesini Erdal Akalın’ın anlatımını odağa alarak kayda geçiriyorum. Yalnızca kitabevini konuşmuyoruz giriştiğim bu filmde; Dost Dağıtım’ı, Dost Yayınevi’ni, yolu Dost’tan geçenleri, kuruluştan bugüne kalanları ve gidenleri de kayda alıyoruz. Karşımda okuma kültürü savunucusu, yayıncılık rehberi, pek çok kuşağın hafızasına eşlik etmiş bir yol arkadaşı var.

Bir Bellek Çalışması: Çağrımız Dost İçin!

Kitabevinin Belleği

Darbe zamanları…  Kitapla kurulan bağ henüz çok kısıtlıyken Dost, Ankara’da yeni bir pencere açıyor. Üniversite öğrencilerinin, genç aydınların, sanatçıların buluştuğu bir mekân oluyor, kendiliğinden bir merkez, bir kurtarılmış bölgeye dönüşüyor. Sadece kitap satmıyor; fikir dolaşımının, tartışmaların, tanışmaların, aşinalıkların evi haline geliyor.

Erdal Akalın’ın vizyonu, kitabı sadece ticari bir meta olarak görmekten çok öteye taşıyor. Kitap, kültürle toplum arasındaki köprü ve Dost bu köprünün sağlam taşlarından. Dahası kitabı ulaşılabilir hâle getirmek gibi bir derdi var, bunun için önce taksitli satış, devamında Dost Kart devreye giriyor. Barkod sistemi henüz kitapçılık dünyamızda, hatta pek çok sektörde bilinmezken Akalın bu sistemi ülkeye taşıyor, yetmiyor raf sistemi ve kitap dizilimde yeni bir dönem başlatıyor. Hepsini konuşuyoruz Akalın’la, her bir yenilik yeni bir macerayı da beraberinde getiriyor. Akalın hikâyeleri samimiyetle, sansürsüz anlatıyor. Konumuz yalnızca kitabevi de değil; yayıncılıkta yaşadıklarını, yayınladığı ve yayınlamadığı kitapları, dağıtımın risklerini paylaşıyor.

Filmin merkezinde, tüm bu yolculuğun mimarı olarak kurucusu var. Onun gözünden bir kitabevi kurmanın ve yaşatmanın zorluklarını, Ankara’nın değişen yüzüyle birlikte Dost’u nasıl koruduğunu, hangi direnişlerle ayakta kaldığını dinliyoruz. Çünkü Dost, sadece raflardaki kitaplarla değil, sahibinin hayata bakışıyla da şekillendi.

Akalın’ın hikâyesi aynı zamanda bir kuşağın hikâyesi. 12 Eylül’ün gölgesinde, ekonomik krizlerin içinde, internetin yükselişinde, pandemi zamanında, AVM zincirleri arasında Dost’un kapısı kapanmadı. Şubeler eksildi, taşındı, küçüldü, sonlandı ama merkez Dost hep ayakta kaldı.

Ankaralılara Çağrı

Bu filmi hazırlarken şunu biliyoruz: Dost’un gerçek hikâyesi yalnızca raflarda, kitapların künyesinde değil, Ankaralıların belleğinde saklı. Bu yüzden Ankara’dan yolu geçmiş, Dost’un kapısından girmiş herkesten bir ricamız var: Eğer elinizde Dost Kitabevi’yle ilgili fotoğraflarınız, sakladığınız herhangi bir malzeme, belge, kitaplarınız, kayıtlarınız varsa bizimle paylaşır mısınız? Çağrımızı yaptığımız günden bugüne müthiş fotoğraflar, görsel malzemeler ulaştı elimize, her fotoğraf Dost’un başka bir hikâyesini anlatıyor, filmimiz böylece beslenip daha da büyüyor, çiçekleniyor.

Filmimizde, bu görsel malzemeler aracılığıyla Dost’un çok katmanlı hafızasını kurmayı amaçlıyoruz. Sizlerin sağladığı malzemeler, göndereceğiniz belge ve fotoğraflar, Dost’un sadece bir dükkân değil; bir neslin yaşam biçimi olduğunun da kanıtı olacak.

Fotoğraflarınızı destek@dostkitabevi.com adresine iletebilirsiniz.

Bir Bellek Çalışması: Çağrımız Dost İçin!

Tarsus’tan Ankara’ya

Daha önce Tarsus’un efsane kitabevi Antik Sahaf ve kurucusu İsmail Kün üzerine bir film çekmiştim. O ufak dükkânın hikâyesi, bir şehrin belleğinin nasıl bir dükkânda saklı olabileceğini gösteriyordu izleyiciye. Şimdi aynı bakışı Ankara’ya, Dost Kitabevi’ne taşıyorum. Farklı şehirler, farklı zamanlar, farklı hayatlar ama fikir ortak: Kitapçılar, kentlerin vicdanı ve bağımsız yayıncılık ile bağımsız okurluk ancak bağımsız kitabevleriyle mümkün. Erdal Akalın’ın hikâyesiyle Dost Kitabevi’ni anlatırken, aynı zamanda bağımsız kitapçılığın, okuma kültürünün, dayanışmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatacağız.

Bu yüzden Ankaralı dostlarımızdan, Ankara’dan yolu geçmiş tüm okurlarımızdan bir kez daha rica ediyoruz: Elinizdeki hatıraları bizimle paylaşın. Çünkü belgesel, ancak sizin anılarınızla tamamlanacak. Dost, hepimizin dostu; hikâyesi de, ne mutlu ki, hepimizin hikâyesi.

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış