Ankara dünya başkentleri içerisinde dış hatlar terminaline en az uçak inen başkent. Çevresindeki büyük kentleri aynı havzanın içinde değerlendirince büyük bir tarih turizminin merkezi haline geliyor Ankara. Üstelik dinamik kent yaşantısı da bir avantaj. Tarihin belirli bir kesitindeki ilerici sıçramalar nedeniyle yabancısı için gerçek bir çekim merkezi. Ancak bütün bunların yanında 12 Eylül darbesinden sonra sekteye uğrayan, SHP’den Refah Partisi’ne geçen yönetimiyle birlikte düzenli şekilde kan kaybeden bir başkent.
Bir de bu sorunların üzerine yapısal hale gelmesi beklenen trafik sorunu ekleniyor. Bu sorunla beraber İstanbul’a benzetiliyor ama arada iki büyük fark var: 1) İstanbul yaşam dinamikleriyle bu sorunun karşılığını ticari bir çek olarak alıyor, 2) İstanbul’da pratikleri oturmuş ve öngörülebilir bir trafik sorunu var. Ankara ne trafik sorununun karşılığını alıyor ne de kent demografisine tekabül eden bir trafik sorunu yaşıyor. Dolayısıyla katlanabilir, tolere edilebilir olmayan bir trafik sorunu çekiliyor.
Emniyet’in öngörüsüzlüğü
Geçtiğimiz günlerde Emniyet’in GMK Bulvarı’nda kurmaya çalıştığı tahakküm üzerine bir yazı yazmıştım (Solfasol’un diğer sayfalarında okuyabilirsiniz). Emniyet, kent yönetiminin seyrettiği bir dizi önlemle trafikteki yerleşik alışkanlıkları bozacak bir dizi çalışma yaptı. Bu çalışmalar bir ihtimalle emniyet müdürlerinin talimatlarıyla belirli yolların yükünün boşaltılması öngörüsüyle yapılmıştı. Ancak bu bir domino etkisi yaparak sürücülerin alternatif yollara itilmesine, araçların ise kaldırım üzerine çıkarak yaya yollarını işgal etmesine yaradı. Bu öngörüsüz hamleler Ankara’nın önüne adım adım gelen trafik sıkışıklığına çarpan etkisi yaptı. Emniyet, kentte farklı sınıfsal katmanları temsil eden ilçelerde ısrarlı uygulamalarda bulundu. Araçtan indirilip aranan kentliler ve onları izleyenler farklı güzergahları kullanarak sürücü alışkanlıklarını belirli bir ölçüde değiştirdiler. Yollar uzadı, yakıt tüketimi arttı, trafik sıkıştı.
Büyükşehirlerde kent trafiği UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) adı verilen bir kurul aracılığıyla yönetiliyor. Bu kurul kentin büyükşehir belediyesinin yanı sıra emniyet, jandarma, altyapı yatırımları müdürlüğü, karayolları ve bir dizi kurum temsilcisi tarafından koordine ediliyor. Bu kurulda Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu yetkilisi dahi var.
Yıl içerisinde onlarca karar alan UKOME, son derece temsili şekilde olsa dahi, Ankara’nın en işlek caddesi olan Tunalı Hilmi Caddesi’nin girişine elektrikli şarj istasyonu kurulmasına izin verdi. Bu şarj istasyonları aynı zamanda boş kaldıkları takdirde elektrikli araçları olmayanların park yapmasının engellenmesine yaradı. UKOME kent içerisinde buna benzer onlarca nokta için kararlar aldı. Ankara’da yol kenarları “olmayan” araçlarla işgal edildi.
Emniyet’in yaptıkları bununla da kalmadı. Ne hikmetse, her olayda hiçbir kusuru olmadığı var sayımında bulunduğumuz ABB yönetiminin trafikte yaşanan cenderenin etkilerini daha iyi hissetmesi için Ankara Emniyeti özellikle sabah ve akşam mesai çıkışı saatlerinde kritik kavşakların “çoğuna” trafik polisi yerleştirmedi. Bunun yerine trafiğin sıkıştığı pek çok noktanın uzağında görevlendirilen polisler araçlarının varlığıyla trafik yaptılar ama trafik sorununu çözmekle ilgilenmediler.
ABB’nin vizyonsuzluğu
İyi bir belediye başkanının iyi bir koordinasyoncu olduğu söylenir. Mansur Yavaş, bu profili sergilemediği gibi Beypazarı’nda göreve geldiği ilk günden bu yana siyasetle, siyasi çekişmeler ve pozisyonlanmalarla ilgiliydi. Kendisini var eden 2009 seçimleri ve o seçimlerde manidar şekilde Yavaş’ın sonraki yıllarına çalışan Melih Gökçek zaten Karayalçın’dan kalan bir mirası iki adım ileriye götürememekle meşhurdur. Karayalçın döneminden kalan Kızılay merkezli ulaşım master planı Gökçek’in vizyonsuzluğu nedeniyle sonraki yıllara taşınmıştı. Mansur Yavaş çok güçlü olduğu bir dönemde bu planı revize etmeye ve Karayalçın döneminden beridir 3 kat büyüyen Ankara’ya yeni bir ulaşım master planı hediye etmeye yanaşmadı. Bunun yerine kent sosyolojisine göre üstünde Atatürk, Gençlerbirliği ve Ankaragücü reklamları olan otobüsleri hatlara dahil ederek sorunu halının altına süpürmeyi tercih etti. Ankara’da beklenti haline gelen Mamak ve Esenboğa metro hatları için çok geç kaldı. Mamak Metrosu için ihaleye çıktı ama Esenboğa Metrosu’nu merkezi iktidara kaptırdı.
Ancak Mansur Yavaş ve arkadaşları neredeyse her olayda suçu başkasına atmasını iyi biliyorlar. Üstelik bunu İstanbullu gazetecilere hatalı enformasyon sızdırarak yapıyorlar. ABB koridorlarından gelen bazı içerikler İstanbullu gazeteciler nezdinde değer kazandıkça kamuoyunda çok geniş bir alana yayılıyor. Bu enformasyonu teyit edecek bir CHP Ankara organizasyonu ortada olmayınca ABB yönetimi leke tutmamış oluyor. Bunun yanı sıra dijital ağlarda da bir dolaşım organizasyonu var. Şu aralar CHP Parti Meclisi’nin yolunu tutan sevgili Volkan Gültekin’in Türk siyasetine bir armağanı olarak dijital ağları baskılamak sorunları çözüyor.
35 noktaya delinatör
ODMD (Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği) geçen hafta Türkiye’de satılan otomobil sayısını açıkladı. Derneğe göre 2025 yılı içerisinde 1 milyon 370 bin otomobil satılmış. ABB yönetimi ise Ankara trafiğine 2025 yılının son altı ayı içinde 500 bin yeni aracın girdiğini söylüyor. Hatay depremi sonrasında hem bölgeden hem de İstanbul’dan gelen sayısında bir artış olduğu ve kentin nüfusunun büyüdüğü zaten anlaşılıyor. Ancak ODMD ve ABB’nin verdiği rakamlar birbirini karşılamıyor.
Mansur Yavaş yaptığı bir açıklamada AVM önlerinin trafiği artırdığını söylüyor. Bu bir yaklaşımı göstermesi açısından çok önemli. Yavaş, AVM önlerindeki trafiğin orada kalmasının kentin diğer bölgelerindeki trafiğin azalmasını sağladığı için duacı olmalı. Neyse ki insanlar yol yapmak yerine bin yıldır soğuk olan Ankara kışında buldukları ilk AVM’ye sığınmayı düşünüyor halen. Ancak daima sorunlar yok. Aynı zamanda çözümler de var. Yavaş ve ABB yönetimi Ankara Emniyeti’yle birlikte 35 kritik noktaya delinatör çalışması yapılacağını söylüyor. Ankara, trafiği için Şebinkarahisar ölçeğinde alınacak önlemler için çok şanslı.
Devlet kurumları öngörüsüzlüğü ve vizyonsuzluğuyla; UKOME gibi parıldayan kurumlarıyla Ankara’ya bir trafik armağan ediyorlar. Ne mutlu onlara.
Yorumlar (0)