Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Zohran Mamdani’nin Zaferi: Kapitalizmin Kalbinde Sosyalist Bir Yankı

New York City’de Zohran Mamdani’nin belediye başkanlığı zaferi, sadece ABD’de değil, dünya solunda da bir dönüm noktası olarak görülüyor. Uganda doğumlu, Hint kökenli bir Müslüman ailenin çocuğu olan Mamdani, kapitalizmin küresel merkezlerinden birinde, neoliberal kent rejimlerinin tam ortasında sosyalist bir kampanya yürüterek iktidara geldi. Bu durum, uzun süredir sistem içi çözümlere sıkışmış görünen Amerikan siyasetinde, sınıfsal temelde yeniden yükselen bir alternatifin varlığına işaret ediyor.

Zohran Mamdani’nin Zaferi: Kapitalizmin Kalbinde Sosyalist Bir Yankı

 

Mamdani’nin kampanyası, kimliğini vurgulayan bir temsiliyetten çok, kimlikleri aşan bir siyasetin mümkün olduğunu gösterdi. O, Müslüman, göçmen ya da Güney Asyalı bir aday olarak değil; kent emekçilerinin, kiracıların, düşük gelirli toplulukların çıkarlarını savunan bir politik figür olarak öne çıktı. “Herkes için şehir”, “ücretsiz toplu taşıma”, “kira dondurması” ve “zenginlerden adil vergi” gibi talepler, sınıfsal bir dayanışma dilinin temelini oluşturdu. Bu yönüyle Mamdani’nin başarısı, kimlik temsiliyle sınırlı olmayan, kolektif bir adalet arayışının sembolüne dönüştü.

Seçim zaferinin arkasında, örgütlü halk hareketlerinin ve taban kampanyalarının da güçlü bir etkisi vardı. DSA (Democratic Socialists of America), kiracı örgütleri, sendikalar ve iklim adaleti grupları, Mamdani’nin kampanyasını bir “ortak mücadele platformuna” dönüştürdüler. Özellikle genç kuşak aktivistlerin ve göçmen toplulukların desteği, kampanyaya dinamizm kattı. Mamdani, böylece klasik “sol popülizm” kalıplarını aşarak, hem sınıf hem toplumsal hareket siyasetini birleştiren bir çizgi kurmayı başardı.

Yine de bu zaferin sınırları var. New York gibi küresel finansın kalbinde, kentsel rantın, gayrimenkul sermayesinin ve büyük lobilerin baskın olduğu bir yönetim yapısında, sosyalist bir belediye başkanının hareket alanı dar. Belediye yönetimi, merkezi iktidarın onayına ve sermayenin dolaylı denetimine açık bir alan. Mamdani’nin önündeki asıl sınav, vaatlerini sistemin bu yapısal engelleri içinde ne kadar hayata geçirebileceği olacak.

Mamdani’nin seçilmesi ABD siyasetinde bir kırılma anına işaret ediyor. 2016’dan beri Trumpizm ile neoliberal Demokrat çizgi arasında sıkışan siyaset sahnesinde, “üçüncü bir yön” olarak yükselen sosyalist dalganın yeniden nefes aldığı görülüyor. Mamdani’nin zaferi, ulusal düzeyde bir sola dönüş hareketinin de öncülü olabilir.

Uluslararası düzeyde bakıldığında ise bu sonuç, neoliberalizmin krizine karşı halktan gelen ve tepkilerin artık sadece “sağ popülizm”e değil, sol bir hatta da yönlenebileceğinin göstergesi. Kapitalizmin kalbinde bir sosyalistin seçilmesi, “başka bir dünyanın” yalnızca teorik bir iddia değil, pratik bir olasılık olduğunu yeniden hatırlatıyor.

Türkiye açısından bakıldığında, Mamdani’nin başarısı yerel yönetimlerin nasıl sınıf siyasetinin alanı haline gelebileceğine dair önemli dersler içeriyor. Kent hakkı, barınma hakkı, iklim adaleti gibi konular artık sadece çevresel ya da teknik meseleler değil; sınıfın ve halkın günlük yaşamını doğrudan etkileyen politik mücadele alanlarıdır. Türkiye’deki sol hareketler için bu deneyim, kimlik ya da ideolojik sınırların ötesine geçen bir sınıf temelli dayanışma siyaseti kurmanın mümkünlüğünü gösteriyor.

Zohran Mamdani’nin seçilmesi bir başlangıç. Bu başlangıç, sosyalist siyasetin artık marjinal değil, yeniden merkezde olabileceğini; halkın öz örgütlülüğüyle birleştiğinde, sistemin en katı merkezlerinde bile sarsıcı değişimler yaratabileceğini kanıtlıyor. Kapitalizmin kalbinde yükselen bu ses, sadece New York’un değil, dünyanın geleceği için de umut verici bir yankı...

Yazar Ecehan Balta

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış