İmza metninde dile getirildiği gibi, kadın futboluna değer vermek, bu değeri kulübün karar mekanizmalarının vizyonuna taşımayı da gerektiriyor. Genel kurullar yalnızca başkan seçilen toplantılar değildir. Kulübün hangi değerleri koruyacağına, kaynaklarını nasıl kullanacağına ve geleceğini nasıl kuracağına ilişkin ortak iradenin ortaya çıktığı anlardır. Kadın futbolu da bu iradenin dışında bırakılmamalıdır.
Gençlerbirliği kadın futbolu programının hikâyesi pandeminin ardından, 2021’de başladı. Türkiye Futbol Federasyonu’nun Süper Lig takımlarına kadın takımları kurma çağrısının ardından, o dönem Gençlerbirliği’nin yeni başkanı Niyazi Akdaş ve yönetim kurulu Gençlerbirliği bünyesinde Kadın Futbol Şubesi kurulmasına karar verdi. Ancak tercih, bir üst ligden hazır bir takım getirip kulübün adını eklemek olmadı. Gençlerbirliği’nin tarihine, geleneklerine, kültürüne ve futbol anlayışına uygun biçimde aşağıdan yukarıya ilerleyen, kök salmaya dayalı bir yol seçildi.
Bu tercih programın en önemli niteliğini oluşturuyor. Gençlerbirliği kadın futbolu, Ankara’daki kız çocuklarına ve kadınlara güvenli ve nitelikli futbol oynama imkânı sunmayı, onları yaş grupları içinde yetiştirmeyi ve kulübün geleceğini kendi içinden kurmayı hedefliyor. Burada yalnızca bir lig takımı yok. Çocukların ve kadınların sporla tanıştığı, futbol öğrenirken birlikte hareket etmeyi, sorumluluk almayı ve emek vermeyi deneyimlediği bir gelişim alanı var. Asırlık çınar Gençlerbirliği’nin üzerinde taşıdığı kimlik, sonradan tahayyül edilen, icat edilen bir kimlik değil, kente, kentin farklı deneyimlerine dokunan ve gündelik hayat içinde sürekli yeniden ve yeniden kurgulanan, fakat nihayetinde Eryaman ya da Rüzgarlı’daki baba evine geri dönen “Gençler”in taşıdığı bir kültürel formdur.
Bu formatla yoğrulan yaklaşımın sonuçları sahada görüldü. Futbol eğitimine Gençlerbirliği’nde başlayan ilk kuşak, kulübün ilk lig maçlarına çıktı. Yaklaşık 16 yaş ortalamasıyla 3. Lig’de mücadele eden bu takım kulübü 2. Lig’e taşıdı. İlk sezon 2. Lig’e yükselmek, 15-0, 17-1 ve 19-1 gibi skorlarla alınan galibiyetler elbette önemliydi. Ancak asıl değer, bu sonuçların arkasında hazır bir kadro değil, Ankara’da yetişmiş genç futbolcuların bulunmasıydı. Bugün takım 2. Lig’de orta sıralarda ve 1. Lig için bir adım daha atmanın eşiğinde.
İlk kuşağın bazı oyuncuları artık üniversite öğrencisi. Kimi futbol oynamayı sürdürüyor, kimi de ileride Gençlerbirliği’nin insan kaynağına dönüşebilecek birikimi taşıyor, Gençlerbirliği bünyesinde antrenörlük yapıyor. Ardından gelen, bugün ortalama yaşı yaklaşık 17 olan kuşak, kendi yaş gruplarında, kulübü Türkiye’nin en iyi dört takımı arasına taşıdı. Aralarından ulusal takım forması giyenler çıktı. En küçük gruplarda, 10-13 yaş aralığında çok sayıda yetenekli çocuk bulunuyor. Bu oyuncular, futbol eğitimini en başından Gençlerbirliği’nde aldıkları için, geleceğin takım oyununa ve kulüp kültürüne güçlü katkı sunabilirler. Dokuz yaşındayken erkek takımlarının ağırlıkta olduğu bir turnuvada on takım arasında dördüncü olmaları, bu potansiyelin erken bir işaretiydi.
Daha da önemlisi bu takımı taraftar da bağrına bastı. Pek çok başarıda tribündeki velilerin ve Ankaralıların çok iyi tanıdığı, niteliklerini bildiği Gençlerbirliği taraftarlarının desteği de vardı
Ne var ki program büyüdükçe ihtiyaçları da büyüyor. Çocukken, neredeyse hobi düzeyinde futbola başlayan oyuncular artık futbolcu olma sürecindeler. Gençlerbirliği sevgisi bu yolculuğun temeli. Fakat, bu sevgi, profesyonelleşmenin gerektirdiği asgari koşulların yerine geçemez. Saha içi ve dışı desteğin geliştirilmesi, branş ve alt uzmanlık antrenörlerinin bulunması, antrenman ve müsabaka koşullarının iyileştirilmesi, sağlık ve performans takibinin güçlendirilmesi gerekiyor. Bunların hepsi maddi olduğu kadar kurumsal bir planlama meselesi.
Kadın futbolu Türkiye’de kaynaklara erkek futbolu kadar kolay erişemiyor. Medyada daha az görünür, sponsorluk olanakları daha sınırlı, kulüplerin öncelik listelerinde daha kolay geriye itilebiliyor. Bu nedenle kadın futboluna “başarırsa desteklenir” mantığıyla yaklaşmak yetersizdir. Bugüne kadar ortaya konan başarılar, desteğin bir ödül değil, sürdürülebilirliğin koşulu olduğunu gösteriyor. Ekipman, ulaşım, sağlık hizmetleri, antrenörlük ve eğitim desteği bir bütün olarak düşünülmeli. İşte bu yüzden bizim çağrımız budur: İyi niyetin kurumsal sorumluluğa dönüşmesi!
Üstelik programın anlamı takımın puan durumundaki yerinin ne olduğundan daha geniş. Program, Ankara’nın kız çocuklarına spor yapma hakkını fiilen açıyor. Güvenli bir ortamda düzenli hareket etmek, takım içinde sorumluluk almak, hedef koymak, zamanı yönetmek ve emek verdiği bir işte geliştiğini görmek, sporun fiziksel faydalarının ötesine geçen kazanımlar. Kız çocukları sahada yalnızca futbolcu olmuyor. Kendi bedenleriyle daha özgüvenli bir ilişki kuruyor, karar almayı ve sözünü söylemeyi deneyimliyor, kendilerine biçilen dar toplumsal rolleri aşabileceklerini görüyorlar. Bu nedenle kadın futbolu, geçici bir sosyal sorumluluk faaliyeti değil, kulübün toplumsal varlığının bir parçasıdır.
103 yıllık tarihiyle, Gençlerbirliği Ankara’yla kurduğu bağ üzerinden düşünülür. Ankara’nın kız çocuklarına futbol oynama olanağı sağlamak, kulübün Ankara kent kültürü ile kurduğu ilişkiyi geleceğe taşımaktır. Bir yandan toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı somut bir alan açılırken, diğer yandan kent aidiyeti ve ortak kulüp kültürü güçlenir. Aynı kültürel saikle yola çıkan 130 kulüp üyesi yönetimden belirsiz bir destek sözü değil, açık ve ölçülebilir bir taahhüt beklediklerini açıklayan imza metni ile 25 Temmuz’daki Genel Kurul’a giriyor. Kadın futbol programının kulüp içindeki yeri güvence altına alınmalı, yaş gruplarından A takıma uzanan gelişim planı açıklanmalı, antrenör, sağlık, saha, ekipman ve ulaşım ihtiyaçları için düzenli bütçe oluşturulmalı.
Programın başarısı yalnızca kazanılan maçlarla ölçülmemeli. Kaç çocuğa erişildiği, kaçının sporda kaldığı, yaş gruplarında nasıl geliştiği, eğitim hayatını nasıl sürdürdüğü ve kendisini ne kadar güvende hissettiği de izlenmeli. Kız çocuklarının ve ailelerinin görüşlerine başvurulmalı, güvenli spor ortamı, eğitimli antrenörler ve yaşa uygun çalışma koşulları güvence altına alınmalı. Çocukların üzerindeki kazanma baskısını artırmadan rekabet etmelerini sağlamak, spordan kopmalarına yol açan ekonomik ve sosyal engelleri azaltmak kadar önemli. Bunun için de artık profesyonel düzeyde adımların atılması gerekiyor. Genel kurulun yoğun gündemi içinde kadın futbolunun göz ardı edilmemesi, bugüne kadar kurulan yapının güçlendirilerek devam ettirilmesi gerekiyor.
Gençlerbirliği kadın futbolu kök salmaya başladı: Ankara’nın çocuklarından kuşaklar yetişti, liglerde mücadele etti, terfi etti ve kendi yaş gruplarında başarılar kazandı. Şimdi ihtiyaç duyulan, bu emeğin tesadüflere ve dönemsel kişisel çabalara bırakılmaması. Yönetimler değişebilir, gündemler yoğunlaşabilir, fakat çocukların ve gençlerin kurduğu gelecek, yönetim değişiklikleri arasında kaybolmamalıdır.
Bu çağrı ve çağrının yarattığı etki ile kadın futbolunun kulüp gündemine yerleşmesi bakımından önemli bir eşik aşıldı. “Bu yolculuk devam etmeli” çağrısı geçmişi romantikleştirmek için değil, elde edilen birikimin yarım bırakılmaması için yapılıyor.
Yorumlar (0)