Son aylarda demokratik kamuoyunda güçlü bir kanaat oluştu:
“Özgür Özel yalnız bırakılmamalı.”
Bu düşünceyi paylaşanlar yalnızca CHP’liler değil. Sosyalistler, demokratlar, Kürt siyasi hareketine yakın çevreler ve farklı toplumsal muhalefet kesimleri de uzun süredir benzer bir yaklaşım sergiliyor. Çünkü meseleye yalnızca bir parti meselesi olarak bakmıyorlar. CHP’ye yönelik müdahaleleri, Türkiye’de zaten daralmış olan siyaset alanına yönelik daha geniş bir müdahalenin parçası olarak görüyorlar.
Bu nedenle Özgür Özel’e yönelik her baskı girişimi, birçok insan tarafından demokrasiye yönelik bir baskı olarak da okunuyor.
Açıkçası bu duyguyu bütünüyle yersiz bulmamak da önemli. Ancak son dönemde yaşanan bazı gelişmeler, bu yaklaşımı yeniden düşünmeyi gerektiren sorular ortaya çıkarıyor.
Mutlak butlan kararının ardından verilen sert tepkiler ve sonrasında ortaya çıkan daha uzlaşmacı tutumlar…
Bir yandan mücadele ve direniş vurgusu yapılırken diğer yandan CHP’nin kurumsallığını, markasını ve mevcut düzen içindeki yerini önceleyen açıklamalar…
Sabah madencilerle verilen mücadele görüntüleri, akşam patronlarla verilen samimi fotoğraflar…
Ve bütün bunların üzerine, kendisine yönelik en sert eleştirileri yönelten Devlet Bahçeli ile ortaya çıkan sıcak ve rahat görüntüler…
Bütün bunlar yan yana geldiğinde insan ister istemez aynı soruyu soruyor:
Ya Özgür Özel yalnız bırakılmıyorsa?
Ya sorun, onu yalnız bırakıp bırakmamak değilse?
Ya Özgür Özel, izlediği siyasal hatla kendisini desteklemek isteyen toplumsal kesimlerle arasına mesafe koyuyorsa?
Daha açık soralım:
Ya Özgür Özel yalnız kalmak istiyorsa?
Belki de burada asıl tartışılması gereken şey, Özgür Özel’in yalnız bırakılıp bırakılmaması değil, onu yalnız bırakmamak isteyen toplumsal kesimlerin neden ve hangi koşullarda böyle bir tutum aldığıdır.
Çünkü bugün Özgür Özel’e yönelik destek yalnızca CHP’ye dönük baskılara verilen bir tepkinin ürünü değil. Toplumsal muhalefetin önemli bir bölümü, Türkiye’de daralan demokrasi alanına karşı daha geniş bir siyasal itirazın taşıyıcısını veya taşıyıcılarını arıyor. Bu nedenle destek de yalnızca mağduriyete değil, ortaya konulan siyasal hattın kendisine bağlı olarak şekilleniyor.
Oysa son dönemde ortaya çıkan tablo başka bir soruyu gündeme getiriyor: Özgür Özel gerçekten bu beklentilere cevap veren yeni bir siyasal alan mı açıyor, yoksa CHP’nin mevcut sınırları içinde daha etkili bir pozisyon mu kurmaya çalışıyor?

Çünkü iktidarın baskılarına itiraz etmek tek başına yeni bir siyaset üretmiyor. Sabah madencilerin hak mücadelesinin yanında durup akşam büyük sermaye çevreleriyle olağan ilişkileri sürdürmek, yalnızca kişiler arasındaki bir tutarsızlık meselesi değildir. Bu durum aynı zamanda siyasal sınırların nerede çizildiğine ilişkin bir tercih anlamına gelir.
Toplumsal muhalefetin bir bölümü tam da bu nedenle daha fazlasını bekliyor. Yalnızca CHP’ye yönelik operasyonlara karşı çıkan değil; emek sömürüsünü, sermaye ilişkilerini, yerleşik güç odaklarını ve mevcut düzenin ürettiği eşitsizlikleri de sorgulayan bir siyasal dil görmek istiyor.
Bu nedenle Özgür Özel’in yalnız kalıp kalmayacağını belirleyecek olan yalnızca iktidarın hamleleri değildir. Sayın Özel’in söylemleri, tercihleri, kurduğu ilişkiler ve ortaya koyduğu siyasal pratik de belirleyici olacaktır. Çünkü toplumsal muhalefetin farklı kesimleri onu, yalnızca baskıya maruz kaldığı için değil, yeni bir siyasal imkânın taşıyıcısı olabileceği düşüncesiyle destekliyor.
Eğer bu beklenti karşılanmaz, siyaset mevcut sınırların dışına taşmaz ve yalnızca CHP’nin kurumsal pozisyonunu korumaya odaklanırsa, ortaya çıkacak mesafe iktidarın yarattığı bir yalnızlık olmayacaktır. Bu, bizzat tercih edilen siyasal hattın ürettiği bir yalnızlık olacaktır.
Belki de bu yüzden soruyu tersinden sormak gerekiyor:
Özgür Özel neden yalnız bırakılmasın?
Sadece baskıya maruz kaldığı için mi?
Yoksa gerçekten yeni bir siyasal ufuk açtığı için mi?
Bu soruya verilecek cevap, aynı zamanda onun neden yalnız kalacağına ya da neden yalnız kalmayacağına ilişkin cevabı da içinde taşıyor. Dolayısıyla Sayın Özgür Özel tüm tercihleri ve pratikleri yalnız kalıp kalmayacağına kendisi karar verecek…
Yorumlar (0)