Fethi Okyar'ın "istifa etmesi" sonucu 3 Mart 1925'te Başbakanlığa İsmet İnönü getirildi. İnönü hemen ertesi gün 4 Mart'ta, hükümete olağanüstü yetkiler veren "Takrir-i Sükûn Yasası'nı" meclisten geçirdi. Böylece "darbeler geleneğinin" ilki gerçekleştirilmiş oldu.
Cumhuriyetin kuruluşunda konuşulan özerklik konusunu gündeme taşıyan Kürtler, verilen sözleri yüksek sesle hatırlatmaları ve başta Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası olmak üzere birçok muhalif kesimin güçlenmeye başlaması bu olağanüstü hal için gerekçe sayıldı. Böylece, cumhuriyet kurulurken "camların buğusuna yazılan vaatler" camlarla birlikte paramparça oldu.
İlk önce Ankara ve Diyarbakır'da İstiklal Mahkemeleri kuruldu.Bunların başına "3 Aliler Divanı" adı verilen Kel Ali, Kılıç Ali, Necip Ali getirildi. Hiçbiri de hukukçu değildi. Kel Ali mahkeme başkanıydı. Daha sonra Ulaştırma Bakanlığı da yapan Ali Çetinkaya, Almanya'da Hitler'le görüşen ilk Türk bakandır.
Binlerce Kürt ya zindana atıldı, ya da asıldı. Muhalif partiler, muhalif gazete ve dergiler kapatıldı. Çoğu kez, verilen kararlar daha mahkeme başlamadan belliydi. Bu nedenle duruşmalar genellikle "sanıkların idamına, tanıkların bilahare dinlenmesine" gibi kararlarla bitiyordu.
7 Mart 1927'de TBMM'nin aldığı kararla İstiklal Mahkemeleri kapatıldı. Ancak, parti, hükümet, devlet üçlüsünü elinde tutan tekçi anlayışlarla günümüze kadar bu mahkemelerin uygulama biçimleri her daim sürdü.
Her fırsatta cumhuriyetin kurucu partisi olduğunu söyleyen CHP'nin sivilleşememesinin, halklaşamamasının temelinde yatan da bu olsa gerek. Kurulduğu günden bu güne dek, bir siyasi partiden ziyade, devlete bağlı, devlet örgütü gibi kendini konumlandırmıştır. Hem darbeler geleneğinin, hem de "parti, hükümet, devlet" tekçiliğinin ilk icracısıdır.
100 yıl bir cumhuriyet için çok yeni. Hele hele yüzleşmek için acemi bile sayılabilir. Ancak, gerek cumhuriyet, gerekse CHP bir yerden başlasa yüzleşmeye çok iyi etmiş olacak. Lakin, son 22 yıl hariç her darbede Kemalistlerin parmak izi var. Ve her darbe solun daha fazla baskılanması, ırkçılık ve siyasal islamcılığın kitleselleşmesine zemin hazırlıyor.
Yorumlar (0)