Yazıya, 12 Eylül Faşist Cuntası dönemindeki ihraç verileriyle başlayacağım.
Bir tarafta gerçekleşmiş bir darbe, diğer tarafta ise başarısız bir darbe girişimi…
12 Eylül döneminde çıkarılan 1402 sayılı yasa ile toplam 4.891 kamu emekçisi 1983 yılında ihraç edildi. Bu kişiler hemen yargıya başvurdu ve 1986 yılında göreve dönüşler başladı. Daha sonra Danıştay’ın içtihat birleştirme kararı ile 1989 yılında çok büyük bir bölümü göreve iade edildi.
Kalan az sayıdaki ihraçlar da 1990 yılında TBMM’de çıkarılan bir yasa ile görevlerine döndüler.
Yani, 12 Eylül darbesinin ardından en geç 7 yıl içinde hiçbir ihraç kalmadı.
Şimdi gelelim günümüze:
20 Temmuz 2016’da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile hiçbir yargı kararı olmadan 152 bin kamu emekçisi görevlerinden ihraç edildi.
Genellikle bu sayı 126 bin olarak ifade ediliyor, ancak durum aslında böyle değil. Bu 126 bin rakamı, OHAL Komisyonu’na başvurabilenlerin sayısını gösteriyor. Oysa yaklaşık 10 bin hâkim ve savcının bu komisyona başvurma hakkı yoktu. Ayrıca farklı nedenlerle komisyona başvuramayanları da eklediğimizde gerçek sayı 152 bine ulaşıyor.
(Bu bilgiyi bize AB Delegasyonu ifade etti.)
Bunun yanı sıra Geçici 35. madde ile de çok sayıda kişi ihraç edildi.
Belediyelerde çalışan kamu işçilerini de eklediğimizde toplam sayı, İHD raporuna göre 250 binleri buluyor. Bu sayıyı ortalama aile büyüklüğü olan 4 ile çarptığımızda, yaklaşık 1 milyon insan KHK uygulamalarından doğrudan etkilenmiş durumda.
KHK Döneminde Yaşanan Hak İhlalleri
KHK döneminde bizler 153 farklı hak ihlaline uğradık.
Ailelerimiz tarafından dışlandık, sosyal çevremizden koparıldık.
Çocuklarımız okulda, mahallede ve oturduğumuz sitelerde her türlü mobbinge maruz kaldı.
Yaşanan bu zulme dayanamayan 130 KHK’lı, inançlarına rağmen intihar etti.
1.300 kişi ise ya hastalanarak ya da bilmedikleri işlerde çalışırken yaşamını yitirdi.
Ayrıca KHK’lılar arasında boşanma oranı, Türkiye ortalamasının 55 katı olarak gerçekleşti.
Vicdansızlık öyle bir boyuta ulaştı ki, KHK’lılar özel sektörde dahi çalıştırılmadı; “Ağaç kökü yesinler” denilerek sivil ölüme terk edildi.
Sesimizi Duyurmaya Çalışıyoruz
Biz KHK’lılar, tam 9 yıldır sosyal medya üzerinden her pazartesi ve perşembe günü saat 21.00–23.00 arasında Twitter etkinlikleriyle sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.
Ayrıca gerek illerde gerekse Ankara’da parti yetkilileriyle görüşmeler yapıyor, vicdanlı basın kuruluşlarının programlarına katılarak kendimizi ifade etmeye gayret ediyoruz.
Tüm bu çabalarımıza rağmen, KHK meselesinde toplumun sessizliğini ve duyarsızlığını aşabilmiş değiliz.
Bizim kimseden minnet talebimiz yoktur.
Sadece hukukun uygulanmasını, “irtibat ve iltisak” gibi keyfi gerekçelere son verilmesini istiyoruz.
Ayrıca Anayasa’nın 90. maddesine uyulmasını talep ediyoruz.
Çünkü AİHM’in birçok kararı, KHK uygulamalarının haksız ve hukuksuz olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Biz sadece adalet ve hukuk istiyoruz.
Barış, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna Çağrımız
Barış, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulduğunda, hem ülkemizde barışın yeniden tesis edileceğine hem de KHK meselesinin çözülme ihtimaline dair umutlandık.
Komisyon üyelerine mektuplar gönderdik, ilgili partilerle görüşmeler gerçekleştirdik.
Biz, KHK sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesinden geçtiğine inanıyoruz.
Bu nedenle komisyonu destekliyoruz.
Komisyon ve Kamuoyuna Çağrımız
Beklenti ve taleplerimiz şunlardır:
1. KHK’lar tüm sonuçlarıyla birlikte iptal edilmelidir.
2. Yasal engeli bulunmayan tüm KHK’lı emekçiler görevlerine iade edilmelidir.
3. Yasal engeli bulunanlar için adil bir şekilde yeniden yargılanma hakkı tanınmalıdır.
Yorumlar (1)
duyguicli
2 ay önce / 05.11.2025Tebrikler KHKLAR GİDECEK BIZ KALACAĞIZ
Beğendim 0 | Beğenmedim 0 | Cevapla