Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
İşte o gün sizi tanrılar bile kurtaramaz

Cemal Süreya

Savaş Sırasında Sosyalist Tutum

Marx ile Engels işçi sınıfının kuruluşu ne yerel ne de ulusaldır dedikleri için, işçi sınıfı ile Sosyalistleri yönetip temsil edecek enternasyonal bir örgütlenmenin yokluğu kendini gösteriyor. Bu savaşın bize gösterdiği acil ihtiyaç şu olmalı, Dünya işçi sınıfı hareketi ile Sosyalistleri temsil edecek enternasyonel örgütlenmenin olmayışı kendini hissettiriyor.

Savaş Sırasında Sosyalist Tutum

Birinci Dünya Savaşının ayak seslerinin duyulmaya başladığı süreçte sosyalistler, 1912 yılında, ikinci Enternasyonalin öncülüğünde Basel’de toplanıp gelmekte olan savaşa karşı tutumlarını görüşüyorlar.

Enternasyonal dünya partisi demek. Nasıl her şehirde örgütlü sosyalistler birleşerek ülkedeki partiyi oluşturuyorlarsa, ülkelerde ki Sosyalist işçi partileri de birleşerek dünya sosyalist partisi olan Enternasyonali oluştururlar. Ulusal Partilerin proğramları ile partilerin önemli kararları Enternasyonal yönetim kurullarınca onaylanmadan yürürlüğe girmiyor.

İkinci Enternasyonal Fransız İhtilalilinin yüzüncü yıldönümünde Engels’in önderliğinde -1889 yılında- kuruluyor. Birinci Dünya savaşının ayak seslerinin geldiği yıllarda Enternasyonalin başkanlığını Alman Sosyal Demokrat parti (SDP) Önderi Karl Kautsky yürütüyor.

İkinci Enternasyonalin 1912 yılında Basel de yapılan toplantısında Enternasyonalin Önderi Kautsky de dahil, çıkacak olan savaşın, pazar paylaşım savaşı olduğu için, savaşan emperyalist ülkelerden hiçbirinin desteklenmeyeceği karar altına alınıyor.

1914 yılında Birinci Dünya savaşı başlayınca, İkinci Enternasyonalin öncüsü olan Kautsky önderliğindeki Alman Sosyal Demokrat Partisi, Basel’de alınan ortak karardan dönüp, sosyal yurtseverlik söylemi ile vatan savunması bahanesi ile savaşta kendi hükümetlerini destekleme kararı alarak, parlementoda savaş bütçesine destek oluyorlar. Basel kararından döndüğü için, bundan sonra Kautsky, “Dönek Kautsky” diye anılmaya başlanıyor.

Lenin’in eşi Kurupskaya, “Leninden anılar” kitabında, Alman Sosyal Demokrat partisinin yani Kautsky’in savaş hükümetine destek olma kararı aldığı gazetelerde yayınlanınca buna inanmayıp, önceleri bunun bir provakasyon olduğunu düşündüklerini, sonra haberin doğru olduğunu anlayınca da, kafamızı toplamak için kitapları bırakıp üç gün boyunca ormanda yürüyüşe çıktıklarını yazar.

İkinci Enternasyonal yönetiminin döneklik yapmasından sonra, Enternasyonal sosyalistler İkinci Enternasyonal önderliğinden ayrılıp, yeni yapılar oluşturmaya başlanıyor. İşte bu süreçte Alman Sosyal Demokrat Partisinden ayrılan Karl Liebknecht, Rosa Luxemburg, Clara Zetkin ile Franz Moling öncülüğünde Alman Sosyal Demokrat Partisinden ayrılıyorlar, zaman içinde bunlar Spartaküsler adıyla anılmaya başlıyorlar.

*

İşte o süreçte, İkinci Enternasyonalinki “Sosyal Yurtseverlik” eğiliminin başını çeken, Alman Sosyal Demokrat Partisinin teorik önderliğini oluşturan Karl Kautsky hareketinden ayrılarak yeni arayışlar içine girerler. Bu süreçte İkinci Enternasyonalin Sosyal Demokrat partileri bölünmeye başlarlar.

İşte bu süreçte, Lenin, Rosa Lüksemburg, Troçki gibi Marksistlerin başını çektiği bir gurup, bu savaş emperyalistler arası paylaşım savaşıdır, biz savaşın iki tarafını da desteklemiyoruz, “savaşa karşı savaş” diye özetlenen bir taktik belirlerler.

İkinci enternasyonalden ayrılan, Emperyalist savaş karşıtları, 1915 yılının 5 ile 8 Eylül tarihleri arasında, İsviçre’nin Zimmerwald kasabasında bir konferans düzenledikleri için, bunlar “Zimmerwald solu” olarak anılmaya başlanırlar. “Zimmerwald solu” sözü o dönemde meşhurdur, bunu bilmeden olmaz. Üçüncü Enternasyonal kurulana kadar, bu kesim “Zimmerwald solu” diye anıldılar.

Lenin bu dönemde, görüşlerini dile getirmek için önce yoldaşı Zinovyev (1883-1936) ile beraber “Sosyalizm ve Savaş” adlı eserini yazar; bu küçük bir kitapçıktır.

Lenin ile Zinovyev, “Sosyalizm ve Savaş” adlı kitaplarında, bu savaş emperyalistlerin dünyayı yeniden paylaşım savaşıdır, bu savaşta hiç bir tarafı desteklemediklerini ama bu sürede emperyalist boyunduruktan kurtulmak için savaşan bir halk olursa onu destekleyeceklerini ilan ederler. Lenin, bu görüşlerini bundan bir yıl sonra -1916 yılında- yazdığı “Marksizm’in bir karikatürü ve emperyalist ekonomizm” adlı kitabında da tekrarlar. Savaşa karşı tutum konuşulacaksa bu iki kitapçık mutlaka okunup, göz önünde bulundurulmalıdır.

Bugün İran’a karşı, Amerika ile İsrail’in barbarca başlattığı, çoğu emperyalist ülkelerinde destekleyeceği bir hal alan savaşta savaşı başlatan da haksız olan da Amerika cephesidir, İran yönetimi tüm olumsuzluğuna rağmen emperyalist boyunduruğa karşı kurtuluş savaşı veriyor. Bunların bilinip altının çizilmesi gerekiyor.

Günümüzde Amerika’nın İran’a karşı başlattığı savaşta Sosyalistler ile işçi sınıfı hareketinin sessizliğini görünce burada Enternasyonalin olmayışının eksikliği görülüyor.

Marx ile Engels işçi sınıfının kuruluşu ne yerel ne de ulusaldır dedikleri için, işçi sınıfı ile Sosyalistleri yönetip temsil edecek enternasyonal bir örgütlenmenin yokluğu kendini gösteriyor. Bu savaşın bize gösterdiği acil ihtiyaç şu olmalı, Dünya işçi sınıfı hareketi ile Sosyalistleri temsil edecek enternasyonel örgütlenmenin olmayışı kendini hissettiriyor.

Aşk ile...

Yazar Rıza Aydın

Yorumlar (0)

Bu içerik ile henüz yorum yazılmamış