Kedinin bakışı dalgalanıyor. Bakışlarını, baba ve oğlun bakışlarına değdirmiyor, adamı ve oğlanı aşıp geçiyor. Onların ötesinde bir şeye ya da hiçbir şeye bakıyor. Aklı bir şeylere takılmış gibi. Ne olursa olsun ama onların söylediğinden daha önemli bir şey olduğu belli. Sarı kehribar gibi parlayan gözleri, pencereden dışarı doğru bakıyor ve sallanan yaprakları görüyor. Yaprakların hışırdayarak, kulağına sıcacık bir ninni fısıldadığını hissediyor, yarı aralık pencereden içeri giren rüzgârın yumuşacık dokunuşuyla, uykuya dalıyor.
"Doğru!" diyor oğlan. "Gözleri her zaman aynı, ne olursa olsun!" İkisi birden kediyi taklit etmeye başlıyor ve ağızları açık histerik bir şekilde gülüyorlar. Başlarını oturdukları kanepenin arkalığına doğru atıyorlar, gülmekten gözleri kapanıyor, yüzleri acayip kızarıyor.
Gürültü ve yüksek sesten rahatsız olduğu anlarda Ayka’nın sesi oldukça tiz ve çocuksu çıkıyor. Bir yaşını geçmiş olmasına rağmen her bakımdan hâlâ bir kedi yavrusu gibi davranıyor. Bu onun kişiliği olmalı. Davranışlarıyla sonsuza değin genç kalacağını anlatıyor. İlk geldiği gün, evin her köşesini defalarca keşfetmişti. Kokusunu içine çekmiş, burnunu birçok farklı yüzeye değdirmiş, pençelerini ahşap, halı ve fayans zeminde hissetmişti.
Şimdi hangi odanın kime ait olduğunu biliyor ve uyumadığı zamanlar zarif yürüyüşüyle odaları dolaşıyor. Ön patileriyle bastığı yere arka patileriyle basarak yürüyor. Dört patisi olmasına rağmen iki pati izi bırakan bu muhteşem yürüyüş tarzıyla deve ve zürafayla da bir bağı olduğunu anımsatıyor. Ön patilerinin bırakmış olduğu ize, arka patileriyle temas etmesini kadın ilgiyle izliyor. Uyumak istediği zaman kadının yanında ya da yakınında duruyor. Böylece kendini güvende hissediyor. Köpekler ve bebekler gibi kedilerin de güvene bağlı bir ilişki kurduğunu ve o ilişkiyi sahiplendiğini kadın biliyor.
Kedi kadının kucağına atladığında, kocası: "Sıcak bir vücut istiyor. Onun için kimin olduğu önemli değil!" diyor. Kadın şaşırıyor: “Evde üç farklı kucağın olduğu bilmiyor ama oturacağı kucağı kendi seçiyor. Bunu fark etmiş olmalısın.” Adam kahkahayı basıyor. Bütün kedilerin birbirine benzediğini, kedilerle kurulan ilişkinin alışverişsel olduğunu yineleyip duruyor. Kadın, kediyle birlikte geçirdiği saatleri düşününce, kocasına yanıldığını söylüyor. Aralarında bir engel olduğu zamanlarda bile; örneğin mutfaktaysa veya kucağında bir dizüstü bilgisayarla bir sandalyede oturuyorsa, Ayka başka bir kucak aramak için bulunduğu alanı terk etmek yerine, kadına olabildiğince yakın oturuyor. Başkasının kucağından ziyade onunla olmayı seçiyor. Evdeki herkesten çok onu tercih ediyor. Dokunmak istediği kişi o.
Birbirlerine sarıldıklarında, aralarındaki duygunun doğasının ne olabileceğini merak etmemek elde değil! Bu duyguyu kediler ve kedileri sevenler bilir. Kedi, sevdiği şeyi yapıyor. Kadın da. Birbirlerine dokunurken sanki aynı bedene sığıyorlar. Birlikte yapmaktan hoşlandıkları her neyse onu yapıyorlar. Sevgilerini esirgemeden, sihirli, yumuşak ve fısıltılı dokunuşlarla gösterip, güven tazeleyerek, birbirlerini daha çok keşfediyorlar. Minderinde uyumaya hazırlanırken sarıgözleriyle kadına bakıyor. Kadının uyumak için odasına gideceğini biliyor. Bakışlarından dökülen hüzün ve özlemle, sabahın bir an önce gelmesini sabırsızlıkla beklediğini anlatıyor.
Sabahları, sessizliğe doğru mırıl mırıl mırıldanıyor. Rüyasında neler görüyor acaba? Uyku kokulu gözlerini açar açmaz, ılık ve yumuşak tüylerini özenle temizliyor. Uykudan ve yemekten sonra temizlik işini titizlikle yapıyor. Yaptığı yalnızca temizlik değil. Büyük avcılardan korunma yöntemi olarak üzerindeki kokuları yok etmek için de kendini temizliyor. Kediler evcilleşseler de içgüdüsel olan bu davranışları devam ediyor.
Sütlü kahvesini yudumlayan kadının kucağına atlamak için mutfağa dalıyor. Kadın Ayka’yı okşarken öyle bir tutkuyla ellerini yalıyor ki ellerinin üzeri kızarıyor. Kadının nefes alışverişi değişince, kuyruğunu sallayıp büyülü gözlerinden yayılan pırıltıyla kadına bakıyor ve yalamayı bırakıyor. Kocası içten içe kedinin karısı için kendisinden daha fazla bir şey olduğunu biliyor. Kedi ile karısı arasındaki bağı zihninde mantıklı bir zemine oturtamadığı için şaka yollu sitemleri, eleştirileri, peş peşe, iç içe geçiyor. Sitem, eleştiri ve günlük konuşmalar birbirinden ayırt edilemez noktaya ulaşınca; ilişkileri de git gide bir kördüğüme dönüşüyor. Adam, kadınla arasındaki duygu, uzam, zaman ve söz duygusunu yitirdikçe kendi karanlığına sarılıyor. Her gün biraz daha sıcaklığı yiten bu evde adamla kadın arasında yalnızca karanlık kalıyor.
***
Kapak görseli: Kışın Minder Üzerindeki Kedi - Théophile Steinlen
Yorumlar (2)
Mehmet Emin Turgut
23 gün önce / 24.03.2026Sevginin karşlıksız kalmayacağına dair somut bir örnek. İnsanlar her zaman bu sevgiyi ya aktaramaz ya da bulamaz . O zaman da kendine en yakın canlıyı seçer . Öykünün özü bu. Sevginin tükendiği bir aile ortamından yola çıkışmış. Genele ulaşılmaya çalışılmış . Kalemimiz daim olsun. Tbtklr
Beğendim 0 | Beğenmedim 0 | Cevapla
Emine
22 gün önce / 25.03.2026Teşekkür ediyorum sevgili yazarım. Kıymetli yorumunuz her zaman değerli. Selamlar sevgiler gönderiyorum.
Beğendim 0 | Beğenmedim 0 | Cevapla