Mahkemeyi İptale Götüren "Bilim Dışı" Hatalar
Bilirkişi raporlarına dayanan mahkeme kararı, projeyi hazırlayanların sunduğu dosyadaki skandalları ve teknik eksiklikleri gün yüzüne çıkardı:
-
Gerçeğe Aykırı Veriler: Proje tanıtım dosyasında projenin NACE kodu "Taş Kömürü" olarak girilmiş olsa da, bölgenin linyit rezervine sahip olduğu ve dosyadaki bilgilerin özenli ve bilimsel hazırlanmadığı tespit edildi.
-
Matematiksel İmkansızlıklar: Toplanan verimli bitkisel toprağın depolanacağı alanın yüksekliğinin 29 metre, açısının ise 49 derece olarak hesaplandığı, bunun gevşek toprağın heyelan gibi akmasına yol açacağı ve teknik olarak imkansız olduğu belirtildi.
-
Lojistik Çelişkiler: Günlük 1700 ton malzemenin 30 tonluk 5 kamyonla sadece 11 seferde taşınabileceği iddiasının matematiksel olarak olanaksız olduğu vurgulandı.
Ankara'nın Su ve Hava Koridoru Tehdit Altındaydı
Kararda, projenin sadece Kırıklı'yı değil, tüm Ankara'nın ekolojik dengesini bozacağı şu kritik noktalarla vurgulandı:
-
Nazım İmar Planına Aykırılık: Proje sahasının Mogan ve Eymir Gölleri Havzası içinde kaldığı, 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı'na göre bu bölgenin koruma öncelikli olduğu hatırlatıldı.
-
Su Kaynakları Riski: Maden faaliyetinin Kırıklı Köyü’nün içme ve kullanma suyu kaynaklarının beslenme alanında kaldığı, yeraltı sularının kirlenmesinin geri dönülemez zararlar doğuracağı ifade edildi.
-
Endemik Türler ve Yanardöner: Bölgenin dünya üzerinde sadece Ankara'da yetişen Yanardöner (Centaurea tchihatcheffii) çiçeği gibi nadir türlerin habitatı olduğu, projenin biyoçeşitliliği sürdürülemez hale getireceği belirtildi.
Madeni İşleten Tanıdık Bir İsim: Doruk Madencilik!
İptal kararının hedefindeki projenin arkasındaki sermaye grubu da oldukça tanıdık. Mahkeme belgelerinde projenin yürütücüsü olarak adı geçen Sebahattin Yıldız ve Yıldızlar Laboratuar ve Analiz Hizmetleri A.Ş., kamuoyunun son günlerde işçi direnişi ile yakından tanıdığı Doruk Madencilik’in de sahibi olan Yıldızlar SSS Holding bünyesinde yer alıyor.
Doruk Madencilik, geçtiğimiz günlerde yerin metrelerce altında haklarını arayan maden işçilerinin kararlı direnişi ile Türkiye gündemine oturmuştu. Kırıklı’da doğayı ve tarım alanlarını yok sayan bu projenin, işçi hakları noktasında da sabıkalı olan aynı sermaye grubu tarafından yürütülmek istenmesi, ekoloji mücadelesinin aynı zamanda bir emek ve adalet mücadelesi olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Yaşam Savunucularının Zaferi
Bu karar, sadece bir maden projesinin durdurulması değil; köylülerin, hukukçuların ve ekoloji savunucularının ortak mücadelesinin bir sonucudur. Ali Bıncı, Ali Yıldız ve diğer davacıların açtığı bu dava, ekolojik hassasiyetleri göz ardı eden yaklaşımlara karşı hukukun "dur" dediği bir dönüm noktası olmuştur.
Biz Solfasol olarak, Kırıklı halkının ve Ankara'nın havasını, suyunu, toprağını savunanların yanında olmaya devam edeceğiz.
Yorumlar (0)